technicos
1101 defa okundu.






Ortadoğu Bataklığında Türkiye 1
Deniz Polat

Yıllardır Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasının emperyalist bazı planların göbeğinde olduğu aşikar. Özellikle Amerikanın Irak saldırıları ardından bölgede bozduğu dengelerin bir huzursuzluk yarattığı, bölgede yeni bir denge durumu yaratılana kadar derinleşen bir istikrarsızlık oluşturduğu, bugünden yakın geçmişe bakıldığında rahatlıkla görülebiliyor. Bu istikrarsızlık  Ortadoğunun  despotik yönetimlerine karşı Arap Baharı olarak adlandırılan ayaklanmalarla derinleşmeye başladı. 

 

     

Despot yönetimlerin değiştirilmesi talepleri ile beraber, Arap coğrafyasında radikal-ılımlı İslamcı hareketler giderek güçlenmeye ve bazı yerlerde iktidarları ele geçirmeye başladılar. Bu oluşan devrim-dönüşüm havasında toplumların iç dengeleri yoğun bir dönüşüme girerek, otoriteye karşı başkaldırı, radikalleşmeye savruluşla sonuçlandı.

Arap baharını fırsat bilen Türkiye iktidarı,  bölge politikasını yoğun emperyalist emeller ile bezeli stratejik derinlik kavramı ile oluşturup, bölge siyasetinde ve sosyo-ekonomik yapısında belirleyici bir güç olma politikasını işletmeye başlattı. Türkiye tüm arap ülkelerinin Müslüman Kardeşlerine, bu örgütlerin iktidarları devralmasını sağlamak için her türlü desteği sundu. 

IŞID tam da bu süreç içinde hortlayan, genç yüzyılımızın gördüğü en karanlık oluşumlardan biri olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. Suriye ve Irak’ta özellikle Fırat güzergahını eline geçirmiş olan bu örgütün Türkiye’den yoğun destek gördüğü yayınlanan belge ve görüntülerle ortadadır. Suriye muhalefeti içindeki cihadi oluşumları bünyesine katması ardından, bazı aşiret destekleriyle büyüyen IŞID, Musul’un işgali tiyatrosuyla beraber Irak ordusundan ağır silah desteği alarak ciddi bir bölgesel güce dönüşmüş ve dünya gündemine oturmuştur. Ardından yöneldiği Ezidi Kürtlerine karşı Şengal'de soykırım operasyonu, bölgenin tek laik seküler örgütü olan PKK’nin yerinde müdahalesiyle durdurulmuş, bu IŞID ile PKK'nin ilk ciddi karşılaşması olmuştur.

Türkiye’nin açıktan (veya gizli ama beceriksizliği sebebiyle ortaya çıkan) desteklerinin büyümesine katkısı olan bu örgüt, ilginç bir şekilde Musul’da yer alan konsolosluk çalışanlarını kaçırmış ve tam da Kobane saldırısının başlayacağı dönemde bazı pazarlıklarla bu tutsakları serbest bırakmıştır. Türkiye içinde de destekçilerinin ciddi oranlarda olduğu (%1 olarak tahmin edilmekte) ortada olan bu örgütün bazı camiler ve tarikatlar aracılığıyla Türkiye'de örgütlendiği, militanlarını bu kurumlardan devşirdiği gibi bazı haberler yabancı basın organlarında sıkça haber olmaya başlamıştır. Devletin sağladığı bu hareket serbestesi sebebiyle örgüte Türkiye’den katılımlar ciddi oranlarda artmıştır. Bunun en somut örneği Türkiye içindeki bir çok yerde kobane eylemlerine yapılan örgütlü saldırılarda ortaya çıkmıştır.

Şurası açıktır ki Türkiye’nin kendi emperyal güdüleri doğrultusunda geliştirdiği ortadoğu politikası kendi sınırları içine de yayılacak ve IŞID vahşeti öncülüğünde Türkiye de bölgesel kaosun içine sürüklenecektir. Özellikle Kürt barışını gerçekleştirememiş bir Türkiye’de yaşamak yakın gelecekte hepimiz için hayati tehditler doğuracaktır.

*Fotoğraf: Bülent Kılıç-AFP


13 kişi puan verdi
Yorumlar
En Çok Okunan Haberler

En Çok Puan Alan Haberler